Sunday, December 18, 2011

bir düğün gecesi

Bir düğün gecesi [i]

İstanbul dünyada bir yıl içinde en çok düğün yapılan kent olmuş. Düğünler hayatın farklı zamanlara dağılmış bir çok anını kısa bir zaman dilimine sığdırır, hayatlarımıza şöyle bir topluca bakma fırsatı verirler. Örneğin, düğünlere davet edilip edilmemek düğün sahibi aile gözündeki yerimize (yakınlığımıza) ilişkin bir ipucu verir. Davet edildiğimizde bize münasip görülen oturma yerine göre yakınlığımızın derecesine karar verebiliriz. Masamızın dans pistine ya da tuvalete yakınlığına göre genç çifte ya da ailelerine yakınlığımıza karar verebiliriz. Kendimizi yakın saydığımız, ama onların bizi o kadar yakın saymadığını ‘düğün geceleri’nde öğreniriz.

Toplumsal ilişkileri anlamakta yakınlık kadar belirleyici bir diğer eksen olan statü ise yine masalardaki konumlanmada kendini belli eder. Statünün (toplumsal hiyerarşide üstte olmanın) yakınlıktan, sıcaklıktan ve dostluktan daha güçlü olduğunu görüp hüzünlendiğiniz bu durum, nikah şahitlerinin seçiminde ya da gelin ile damadın masasına oturtulacakların belirlenmesinde devlet ya da iş hayatı ‘büyük’lerine tanınan önceliklerde iyice besbelli olur. Ama statünün yüksek bölümünde yer alanlar açısından baktığınızda, bir kısmının hiç tanımadıkları insanların nikah şahidi ya da düğün misafiri olmaktan artık bıkmış olduklarını da görebilirsiniz. Yüksek Statü sahibini gerebilir.

Düğünlerin en gerilimli konularından Gelinlik bir çok bakımdan ilgimi çekmiş, düz mantık yürüten her hiperrasyonel gibi bir akşam giyilecek gelinliğe neden bu kadar özenildiğini anlamakta zorlanmışımdır. Bir kere olacak iş için bu masraf yapılır mı sorusuna aldığım (belki sizin de zaten vermiş olduğunuz) karşılık ise, zaten ‘hayatta bir kere olduğu için’dir.



[i] Adalet Ağaoğlu’nun romanı Bir Düğün Gecesi düğünlerin sosyopolitiğini daha iyi anlamak isteyenler için iyi bir kaynak olabilir.

3 comments:

guguk kuşu said...

mutluluğu belli günlere tıkıştırmış ve adamış insanlar olarak biz türkler karnımızı zor doyururken düğünlerde geline inanılmaz takılar takarız. kadınların pek çoğu sadece ogün o kadar iltifat görür, bakımlı olur, damat (müstakbel eşi) hayatında ilk ve son kez ona arabanın kapısını açar vs vs vs biz türkler pek severiz mutlulukları, nezaketleri ve sevgileri özel günlere tıkmaya.

melike said...

Düğünler üzerinden hayata yaptığınız projeksiyonun, çok ilginç ve bir o kadar da keyifli olduğunu söylemeliyim.
Gelinliğe gösterilen özenin bir başka sebebi de,düğünlerin "başrol" oyuncularının gelinler olmasıdır, bence;damatlar, olsa olsa yardımcı erkek oyunculardır...:)

Ahmet Kundakcioglu said...

Belki de damatlar, ilgiye ve kendilerine özene gerek duymayan,kendinden emin starlardır.
Olamaz mı yani? :-)